forum 244 - page 36

36
EKONOMİK
FORUM
DOSYA
kamu araştırmalarına ayrılan payı 20 yıl önce-
sine göre çok daha düşük. Hâlbuki teknoloji
çok daha ön planda ve bu durum özel sektör
yatırımlarını zor durumda bırakıyor” dedi.
“İYİ İŞLEYEN BİRYARGI SİSTEMİ YOKSA
YATIRIMGELMEZ”
Hükümetlerin endüstriyel politikalar
yürütmemesi gerektiğine inananlar oldu-
ğunu anlatan Prof. Stiglitz, şunları söyledi:
“Endüstriyel politikaların adı tabiri caizse kö-
tüye çıktı. ‘Hükümetler kolaylaştırıcı bir ortam
sunmakla yetinmeli. Bu da özel sektörün itici
gücünü oluşturmalı ve burada sınırlı kalma-
lı’ deniliyor. Tabii ki, bu ortamı oluşturmak
önemli. Ekonomistlerin büyük kısmı mülkiyet
haklarına odaklanıp kolaylaştırıcı ortamın
kilit faktör olduğunu belirtiyor. Ben kolaylaştı-
rıcı ortamın iki yönüne yorum yapma ihtiyacı
hissediyorum. Mülkiyet hakları söz konusu
olduğunda, hukukun üstünlüğü dediğimizde
bağımsız bir yargının olması çok önemli.
İş dünyası için düşünüldüğünde, bazı
şirketler ya da iş grupları diğerlerine tercih
edilemez. Eğer tercih ediliyorsa bu kolaylaştı-
rıcı bir iş ortamı değildir. Mülkiyet haklarının
gözetildiği iyi işleyen bir yargı sistemi yoksa
hakların ne zaman korunup ne zaman korun-
mayacağı bilinmezse yatırım çekilemez. Ülke-
ler yatırımcı çekmek istiyorsa iyi yatırımcıları
çekmeli. İyi yatırımcı da insan haklarına önem verir. Hükümetler
temel sivil haklara müdahalede bulunuyorsa bu yatırımı teşvik
eden bir ortam yaratamaz.”
“TÜRKİYE, DOĞRUDANVERGİLERE
DAHA FAZLA SIRTINI DAYAMALI”
Türkiye’deki vergi sistemine ilişkin bir soruya Prof. Stiglitz,
“Vergilerin GSYH’ye oranıyla ilgili sihirli bir rakam yok ama
genel olarak başarılı ülkelerde %20’den fazla olmalı. Doğrudan
vergiler daha yüksek olmalı. Daha iyi vergi matrahı olmamasının
engellerinden biri gelirin ölçülememesidir. Türkiye gelirde öyle bir
aşamada ki doğrudan vergilere daha fazla sırtını dayamalı” yanıtını
verdi. “Piyasalar piyasa gibi işlemeli, rekabetçi olmalı” diyen Prof.
Stiglitz, şöyle konuştu:
“İyi bir kurumsal yönetişim olmalı. Kurumları yönetenler his-
sedarları ve paydaşları için de yönetmeli. Devlet ile özel sektör
arasında öyle bir arayüz olmalı ki, bunun amacı rant olmamalı. İyi
düzenleyici ortamların belirlenmesi önemli. Düzenleme sadece
düzenleme sayısına bakarak olmaz; çevre ve işçinin korunması gibi
kilit düzenlemelerin bulunması gerekiyor. Bir toplumda eşitsizlik
duygusu kadar tahrip edici başka bir duygu yoktur. Devletler bu dersi
çıkarmış olmalı. Hizmetlerin ve malların piramidin en altındakilere
sunulması çok kârlı olabilir. Ama bazı kurumlar ‘Ben yoksullara en
iyi hizmeti nasıl veririm?’ yerine ‘Onlardan en iyi nasıl faydalanabi-
lirim?’ diye soruyor. Buna ‘aptal avı’ deniyor. İş dünyasında birçok
faaliyet, ‘yolacak kaz’ arayışında yapılıyor. Daha az eğitimi olanlar
ve sofistike değilse devletler bu kazlardan oluyor. Bu nedenle çok
aktif bir sivil toplum olmalı. Devletin düzenleyici sistemi çok aktif
olmalı. Piramidin en altındakilere sunulan hizmetler ve mallar çok
kârlı olabilir ama bunlar istismar edilmemeli.”
ÜLKELER ARASI
FARKLILIKLAR
SADECE
EKONOMİYLE ANLAŞILMAZ”
Sosyal sorumluluk dediğimizde, özellikle yoksullukla mücadelede veya toplumsal
kapsayıcılık da oynayacağı rollerden biri politik gündem. Son 15 yıldır yapılan araştırmalardan
çıkardığımız en önemli derslerden biri, ekonomik eşitsizlik ekonomi kanunlarından
kaynaklanmamaktadır. Ülkeler arasında çok büyük farklılıklar var ve bu durum sadece
ekonomiyle anlaşılmaz. Büyük farklılıklar hem ekonomi hem de politikayla anlaşılır.
Şirketlerin, politikaların belirlenmesinde çok önemli rolü var. Politikaların savunuculuğunu
yaparlar ve bu politikalar öyle bir ortam doğurur ki, yoksullukla mücadele edilebilir, yoksulluk
azaltılır ve ekonomik büyüme kapsayıcı olur.
1...,26,27,28,29,30,31,32,33,34,35 37,38,39,40,41,42,43,44,45,46,...132
Powered by FlippingBook