forum 250 - page 37

tepkileri nedeniyle reddetmeleri bu ortamın başlangıcını
oluşturuyor. Bu şekilde kurumsal sorunlarla sarsılmaya baş-
layan Avrupa bütünleşme süreci, 2008 yılında başlayan ve
2010 yılından itibaren ağırlaşan ekonomik krizin de etkisiyle
“derinleşme-genişleme” yaklaşımını gözden geçirme zorunlu-
luğuyla karşı karşıya kaldı. Bu çalkantılı ortamda AB’de ağırlık
kazanan görüş, geçmişte genişleme sürecinin motoru olan Al-
manya’nın da etkisiyle, özellikle “iktisadi yönetişim” alanında
derinleşmeye ağırlık verme yönünde oldu ve genişleme için
zamanın uygun olmadığı görüşü ağırlık kazandı. Almanya’nın
genişleme politikasına olumsuz ve şüpheci bakan Fransa’ya
yaklaşması, AB’nin iki temel aktörünün genişlemeye karşı
ortak bir tutum almaları AB’nin diğer üyelerini de etkiledi.
Kısacası AB’nin yaşadığı sancılı dönem sonucunda “zamanın
ruhu” genişleme aleyhine gelişti. 2000’li yıllarda Merkezi ve
Doğu Avrupa ülkelerini kapsayan genişleme gündemdeyken,
bu ülkelere ilişkin “teşvik-koşulluluk” dengesi dikkatli bir
şekilde kurulur, çalışmalar belirli bir takvime sahip yol harita-
ları çerçevesinde sürdürülürken, günümüzde genişleme süreci
“açık-uçlu” bir nitelik kazandı ve koşulluluğa ağırlık verilirken
teşvikler ortadan kalktı. AB’de genişleme konusunda sahip
olunan tek itici güç, yakın çevrede (özellikle Batı Balkanlar’da)
istikrar sağlayarak bu bölgeden AB’ye sızacak bir istikrarsızlığı
EKONOMİK
FORUM
37
i
AVRUPA BİRLİĞİ
ve göç akımını önlemek olarak görülmeye
başlandı. Bunun sonucunda AB’nin çeki-
ciliğinde de göreli bir azalma olduğu gibi
aday ülkeler üzerindeki dönüştürücü gücü
de azaldı. Dolayısıyla genişleme sürecinin
tekrar gözden geçirilmesi, bir gereklilik
haline gelmeye başlandı.
GENİŞLEME VE BÜTÜNLEŞME
TARTIŞMALARI
Bu arada, Avrupa bütünleşme sürecin-
de “zamanın ruhu” derinleşmeye yönelip,
genişleme aleyhine bir ortam oluşurken,
Avrupa bütünleşmesinin geleceğine yö-
nelik tartışmalarda “kademeli-esnek bü-
tünleşme” yaklaşımları ön plana çıkıyor.
Bu yaklaşımlar, Euro Bölgesi üyeliğiyle AB
üyeliğinin farklılaşabileceği ve gelecekte
AB’de farklı üyelik tipleri oluşabileceğini
içeriyor. Bu görüşlerin kurumsal çerçevede
nasıl şekillenebileceği henüz netleşme-
mesine karşın, bu konudaki tartışmalar
eskiye nazaran yoğunluk kazanıyor. He-
nüz genişleme sürecinin bu boyutuyla tar-
tışılmasının çok sınırlı olması nedeniyle
bütünleşme tartışmalarıyla, genişlemeye
ilişkin tartışmalar arasında kopukluk göz-
lemleniyor. Her ne kadar bazı aday ülkeler
bu gelişmeyi “farklı sınıflardan oluşan bir
Avrupa”nın ortaya çıkması olarak görüp
eleştirseler ve bir “kast sistemi”nin orta-
ya çıkma olasılığından endişe etseler de
5
AB’deki esnek bütünleşme tartışmalarının
genişleme sürecini nasıl etkileyeceği henüz
bilinmiyor. Buna karşın genişlemenin bir
süre ertelenmesinin, AB’de bazı karar veri-
ciler için zaman kazanma açısından çekici
kıldığı düşünülüyor.
AB’de genişlemenin ertelenmesinin
resmi bir ağızdan açıklanmasının neden-
lerinden biri de, son yıllarda karşılaşılan
sorunlardan genişlemeyi sorumlu tutan ka-
muoyunun yatıştırılması olduğu düşünülü-
yor. Her ne kadar mayıs ayında gerçekleşen
Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılım
%43 civarında sınırlı kaldıysa da, AB’de
son 10 yıldır gözlemlenmeye başlayan
6
bir
eğilimin iyice somutlaşmaya başladığını
ortaya çıkarıyor. Yabancı karşıtı
7
ve Avrupa
bütünleşmesi muhalifi
8
partilerin aldığı
oylar çok ciddi oranda arttı. Bu partiler,
artan işsizliğin yarattığı göç korkusunu
da kullanarak, kamuoyunun genişleme
konusundaki görüşlerini iyice olumsuz
hale getirmekte başarılı oldu. Juncker’in
açıklamasında bu önemli gelişmenin de göz
ardı edilmemesi gerekiyor.
1...,27,28,29,30,31,32,33,34,35,36 38,39,40,41,42,43,44,45,46,47,...132
Powered by FlippingBook