58
EKONOMİK
FORUM
AVRUPA BİRLİĞİ
rie Le Pen’den yapılan alıntıyla açıkça gözükmekte.
Bu durumda, geriye belirsiz olarak kalan tek faktör, Avru-
pa Komisyonu’nun yeni başkanı Juncker’in Türkiye’nin katı-
lım sürecine dair alacağı tavır. 1990’lardan bu yana Juncker’in
Türkiye’nin AB’ye katılması hakkında verdiği demeçlere ba-
kıldığında, bir bütünlükten uzak, “parçalı bulutlu” bir söylem
göze çarpıyor.
Birçok açıklamasında Türkiye’nin yerinin AB’yle birlikte
olduğunu ifade eden Juncker, bunun gerçekleşmesinin ise
çok kolay olmadığını ve on yıllar sürebileceğini belirtiyor. Ör-
neğin 1997 yılındaki bir açıklamasında “Ülkelerinde işken-
cenin sona ermediği temsilcilerin AB masasında oturması
kabul edilemez” diyen Juncker, Türkiye’de insan hakları ih-
lallerinin çözüleceğine inandığını belirtmiş ama bunun “öyle
üç-beş yıllık bir süreçte” olabileceğine inanmadığının altını
çizmiş. AK Parti iktidarının ilk yıllarında hızlanan reformlar-
la söylemi yumuşayan Juncker, 2004-2005 yıllarında olduk-
ça olumlu açıklamalar yapmış. Örneğin Nisan 2005’de Bülent
Arınç’ı ağırlayan Juncker, Türkiye’den reformları aynı hızla
sürdürmesini beklediklerini söylemiş ve “Avrupa Komisyo-
nu’ndan müzakere çerçevesinin bir an önce saptanmasını ve
bunun mümkünse Haziran’dan önce yapılmasını istiyoruz”
diye konuşmuş.
Ancak 17 Aralık 2013 sürecinden bu yana Türkiye’de ya-
şanan gelişmeleri oldukça olumsuz ifadeler kullanarak değer-
lendiren Juncker, televizyonlarda canlı yayınlanan Avrupa Ko-
misyonu Başkanlık münazaralarında “Gelecek beş yıl içerisinde
AB’ye 29’uncu bir üye katılmayacak” dedi ve Türkiye’nin, AB’ye
katılmak istiyorsa rotasını acilen tersine çevirmesi gerektiğini
belirtti. Özellikle Twitter ve YouTube’un kapatılmasından son-
ra söylemi daha da sertleşen Juncker, 5 Nisan 2014 tarihli ko-
nuşmasında son aylarda “Türkiye’nin demokratikleşme süre-
cinde muazzam geri adımlar atıldığını” söyledi. Türkiye’nin AB
üyeliğinin önümüzdeki 5 ile10 yıl içinde mümkün olmadığını
belirten Juncker bunun için “daha uzun süreye ihtiyaç olduğu-
nu” ifade etti ve müzakerelerde özellikle hukuk ile hukuk dev-
leti gibi tartışmalı alanlara yoğunlaşması gerektiğini belirtti.
AP seçimleri ve seçilen yeni Komisyon Başkanı ile birlikte
AB’nin önünde kendini baştan şekillendirmesi için bir süreç
olduğunu söylemek mümkün. Avrupa entegrasyonu sürecinin
detaylarına gömülüp taraftarlarını hüsrana uğratan ve Avrupa
kuşkuculuğunun yükselişine çanak tutan AB için önümüzdeki
bu süreç altın değerinde olacak. Şayet seçimlerden sonra Avru-
palı birçok siyasetçi ve bürokratın da ifade ettiği gibi “gerekli
dersler alındı”ysa, AB’nin bölgede küllerinden doğmasını sağ-
layacak güvenlik ve savunma alanlarında bir dizi işbirliği poli-
tikasıyla sorunların değil, çözümlerin parçası haline gelmeye
başlaması gerekiyor.
DİP NOTLAR:
1)
AB9 ülkeleri: Belçika, Danimarka, Almanya, İrlanda, Fransa, İtalya, Lüksemburg,
Hollanda ve İngiltere.
2)
Lizbon Antlaşması (2009) 7. Madde: “Avrupa Konseyi, AP seçimlerini göz
önünde bulundurarak ve gerekli müzakereleri yaptıktan sonra nitelikli çoğunluğu
sağladığı takdirde AP Komisyon Başkanlığı için bir aday sunmalıdır. Bu aday AP’de
salt çoğunluğun desteğini aldığı takdirde AP Başkanı seçilir. Eğer gerekli çoğunluğu
sağlayamazsa, Komisyon bir ay içerisinde aynı prosedürleri izleyerek Parlamento’ya
yeni bir aday teklifinde bulunmalıdır.”
3)
-
idUSBREA4D09Y20140514
hurbaşkanı Poroshenko ile yaptığımız gö-
rüşmeden sonra Avrupa Konseyi, hareket
yolumuzu belirleyecek olan bir dizi acil ve
somut adım belirledi. Konsey durumun
yakından takipçisi olacak ve gerektiği tak-
dirde gereken kararları alacaktır.”
Üst düzey bürokratlardan gelen bu
ve bunun gibi ifadeler, AB’nin yavaş ama
kararlı bir paradigma değişim sürecine
girdiğini gösteriyor olabilir. 2000’li yıllar
boyunca AB’de tartışmaların odağı olan iç
siyaset, entegrasyon süreci ve çok düzeyli
yönetişim konularından son dönemlerde
yavaş yavaş savunma, güvenlik ve bölge-
sel ortaklık konularına doğru bir kayma
görülüyor.
Peki, değişim sürecindeki AB’de, Tür-
kiye’nin katılım süreci ne yönde etkile-
necek? Önümüzdeki süreçte katılım için
Avrupa tarafında en belirleyici olacak iki
faktör AP’deki aşırı sağ gruplar ve seçile-
cek olan yeni Komisyon Başkanı. Bu fak-
törlerden birincisinin katılım sürecini ne
yönde etkilemeye çalışacağı yukarıda Ma-
m
Avrupa Konseyi
Başkanı Herman
Van Rompuy,
Ukrayna, Gürcistan,
ve Moldova ile
görüşmelerde
bulundu.